
Doğumsal kalp hastalıkları, kalbin veya kalpten çıkan büyük damarların anne karnındaki gelişimi sırasında ortaya çıkan yapısal bozukluklardır. Birçok doğumsal kalp hastalığı çocukluk döneminde tanı alırken, bazı hastalar erişkin yaşlara kadar herhangi bir belirti vermeden yaşamlarını sürdürebilmektedir.
Bu nedenle erişkin yaşta yapılan rutin kontroller sırasında ilk kez tanı alan hastalarla karşılaşmak mümkündür. Hastalığın türüne ve kalp üzerindeki etkilerine göre erişkin dönemde de cerrahi veya girişimsel tedavi yöntemleri başarıyla uygulanabilmektedir.


ASD (Atriyal Septal Defekt), kalbin üst odacıkları arasındaki duvarda bulunan açıklıktır. Halk arasında "kalpte delik" olarak bilinir.
Bazı hastalarda yıllarca hiçbir belirti vermeyebilir ve erişkin yaşlarda yapılan kontroller sırasında tesadüfen saptanabilir. Ancak büyük açıklıklar zamanla kalbin sağ tarafında büyüme, ritim bozuklukları ve akciğer damarlarında basınç artışına yol açabilmektedir.
Günümüzde ASD, uygun hastalarda girişimsel veya cerrahi yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.
Anne karnındaki yaşam sırasında her bebeğin kalbinde, üst odacıklar arasında doğal bir geçiş bulunur. Doğumdan sonra kapanması gereken bu açıklığın tam olarak kapanmaması durumuna Patent Foramen Ovale (PFO) adı verilir.
Bazı kişilerde bu açıklık tamamen kapanmaz ve küçük bir tünel şeklinde kalmaya devam eder. PFO toplumda sık görülür ve çoğu kişide herhangi bir şikâyete yol açmaz. Ancak bazı hastalarda nedeni açıklanamayan inme veya pıhtı geçişleri ile ilişkili olabilir.
PFO'nun tedavi gerektirip gerektirmediği her hasta için ayrı değerlendirilmelidir.

Günümüzde erişkin doğumsal kalp hastalıklarının önemli bir kısmı, deneyimli ekipler ve uygun merkezlerde minimal invaziv veya robotik yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.
Özellikle ASD, bazı doğumsal kapak hastalıkları ve erişkin dönemde tanı alan birçok doğumsal kalp hastalığında göğüs kemiğine dokunulmadan, kaburgalar arasından girilerek başarılı cerrahi sonuçlar elde edilebilmektedir.
Bu yöntemler sayesinde daha küçük kesiler, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha erken dönüş mümkün olabilmektedir.
ASD, PFO, PDA ve bazı VSD hastalarında başarılı bir tedavi sonrasında belirli bir takip döneminin ardından uzun süreli özel bir izlem gerekmeyebilir.
Buna karşılık doğumsal kapak hastalıkları veya daha kompleks doğumsal kalp hastalıklarında uzun dönem kardiyolojik takip gerekebilmektedir.
Bu nedenle takip planı, hastalığın türüne ve uygulanan tedaviye göre kişiye özel olarak belirlenmektedir.